14 Temmuz 2011 Perşembe

il y a un truc qui me manque


Uzaylı Zekiye Paris'ten bildiriyor sevgili izleyenler

Ulen tez yazmak için oturdum, bak yine kendimi bambaşka yerlerde buldum. Allahım benim neyim var? Ya da neyim eksik?

Paris'e geleli 14 gün oldu. Çok acılı bi geliş yaşadım. Bin ton ağırlığındaki bagajlarımla birlikte yuvarlana yuvarlana geldim. Tabii o sürede valizin tekerleğinin bozulması, metro merdivenlerinde çantalarla boğuşmam, inmem gereken durakta önümdeki yaşlı Fransız'ın kazulet gibi dikilmesi ve bana yol vermeyişi sonucunda inememem, kalacağım arkadaşımın evine gelmek üzereyken, yolu bulamadığım ve saatin gece 1 olduğu sıralarda telefonumun şarjının bitmesi filan. Bunların hepsi çok tatlı anılar olarak hak ettikleri yeri aldılar. Neyse bi şekilde -kah eş dost yardımı, kah kendi becerilerimle- yeni evime ulaşabildim. Ev arkadaşlarım evli bi çift. Adam Faslı, kadın da Brezilyalı. İlginç bi birliktelik. Ha bu arada kadın hamile. O kadar tatlı insanlar ki hiç konuşmuyoruz. Öyle birlikte yemek yemeler filan da yok. Profesyonel bi ev ortaklığı denilebilir. Çok güzel yani. Ulen insan bi merak eder, sen de kimsin der. Hiçbir şey sormadılar. Hayır belki ben hırsızın, huysuzun tekiyim. Öyle olduğumdan değil tabii ama olabilirdim de. İnsanoğlu garip.

Eve taşındığımın ertesi günü muhteşem stajım da başladı. Başkonsolosluğun "vatandaşlık" biriminde stajdayım. Öyle güzel ki, tüm gün millete doğum belgesi, vukuatlı nüfus kayıt örneği filan veriyorum. Sadece bununla kalmayıp bolca belge katlayıp zarflara yerleştiriyorum. Vatana, millete elimden geldiğince yarar sağlıyorum yani.

Bu kadar şakacılık yeter Zekiye'cim.

Hayatım çok boktan lan! Sıçızladım resmen. Hiçbir şey mi güzel gitmez. Ard arda iğrençlikler yaşayıp duruyorum. Ya da benim heyheylerim üstümde. Birer cümleyle özetlemek gerekirse, şu şekilde sıralayabilirim:

Staj çok çirkin, hiçbir şey öğrenmiyorum, hayatıma hiçbir şey katmıyor
Kaldığım ev saçmasapan bi yerde
Ev arkadaşlarım garip
Çok parasızım
Paris soğuk, Parisliler soğuk ve mutsuz
Metro kokuyor
6 veya 7 Eylül'de henüz var olmayan tezimi sunmam bekleniyor

vee tüm bunlara ek olarak hayatta ne yapacağımı bilmiyorum. Şimdi bunu okuyanlar ağzıma ağzıma çarpmak istiyor olabilir, "ulen kim biliyor ki zaten" diye. Evet, doğru, kimse bilmiyor. Ama ben şu zamana kadar okuldu, masterdı diyerek erteledim durdum ama artık erteleyecek yer kalmadı, sonuna geldim. N'apıcam lan ben bu hayatta? 2,5 ay sonra nerede olacağımı bilmiyorum. Bırak işi gücü, hangi ülkede olacağımı bile bilmiyorum. Kendimi çok güvensiz hissediyorum atam!

Bugün 14 Temmuz, Fransız milli bayramı. Hiçbirimizi ilgilendirmese bile hepimizin 14 Temmuz'u kutlu olsun o zaman. Aralara birçok soru serpiştirdim. Sorulara cevabı olanlar yazmazsa çok üzülürüm, kötü rüyalar görürsünüz inşallah!

2 yorum:

tugce dedi ki...

google calender müthiş bir buluş, şimdi elini masum dokunuşlarla klavyede gezdirerek kendine aylık bir program yapıyorsun (50 yaş üstü amcalar proğram demez mi uyuz olurum) sonra ayın sonlarına doğru günde 12 saat uyuyup hoşbeş gofret yerken birden o yaptığın takvim aklına geliyor. o takvime göre çoktan Kant'ı bitirmiş, yogaya başlamış, sürekli gezip fotoğraf çekmiş falan olursun --- bilmiyorum, ben değil bir ay, 2 gün sonramın planını yapamıyorum ve şunu da ekleyeyim:
param yok
fakirlikten sıkıldım
fakir hobileri edinmekten sıkıldım
istanbulda herkes sevgili bulduktan sonra değişiyor
herkes mutluluğu aşkta ve işte arıyor
bence bu cok sıkıcı

gel beraber sıkılalım

Erdal Akdogan dedi ki...

abaza kızlar partisi kurdum,büyürün (AKP)

www.bizkalkalimozaman.blogspot.com